top of page

Çocuğum Ders Çalışmıyor: Veli Ne Yapmalı, Ne Yapmamalı?

  • Yazarın fotoğrafı: Müge ÇİĞDEM
    Müge ÇİĞDEM
  • 18 Ağu
  • 14 dakikada okunur

“Çocuğum ders çalışmıyor, ne yapmalıyım?” özellikle YKS ve LGS döneminde velilerin en sık sorduğu sorulardan biridir. Öğrenci masaya hiç oturmuyor olabilir, çalışmaya başlayıp kısa sürede bırakabilir, program hazırladığı hâlde uygulamayabilir ya da saatlerce odasında kalmasına rağmen gerçek anlamda verimli çalışmıyor olabilir. Veli açısından bu tablo doğal olarak kaygı yaratır ve çoğu zaman ilk tepki daha fazla hatırlatmak, telefonu kısıtlamak veya baskıyı artırmak olur.


Ancak “ders çalışmıyor” tek başına bir teşhis değildir. Aynı davranışın arkasında çalışma alışkanlığının oluşmaması, nereden başlayacağını bilememe, fazla ağır bir program, ciddi konu eksikleri, sürekli başarısızlık hissi, dikkat dağınıklığı, telefon kullanımı veya yaptığı çalışmanın sonucunu görememe gibi birbirinden tamamen farklı nedenler bulunabilir.

Bu yüzden velinin ilk sorusu “Çocuğumu nasıl ders çalıştırırım?” değil, “Çocuğum neden ders çalışmıyor?” olmalıdır. Çünkü neden doğru belirlenmeden yapılan müdahale, öğrenciyi masaya oturtsa bile kalıcı bir çalışma düzeni oluşturmayabilir.

Çocuğum Ders Çalışmıyorsa Önce Neyi Anlamalıyım?

Öncelikle öğrencinin gerçekten hiç çalışmadığı mı, yoksa düzensiz ve verimsiz çalıştığı mı anlaşılmalıdır. Bazı öğrenciler masa başında yeterince vakit geçirir fakat hangi derse öncelik vereceğini bilmediği için zamanı parçalı kullanır. Bazıları yalnızca sevdiği derslere çalışır ve zorlandığı dersleri sürekli erteler. Bazıları ise programa başlar ancak birkaç gün sonra yetişmeyen görevler biriktiği için tamamen bırakır.

Bu ayrımı yapabilmek için velinin yalnızca toplam çalışma saatine değil, öğrencinin çalışma davranışına bakması gerekir. Hangi dersler sürekli erteleniyor? Denemelerde aynı eksikler tekrar ediyor mu? Çalışmaya başladığında çok kısa sürede mi bırakıyor? Programını kendi başına yönetebiliyor mu? Bu sorular öğrencinin gerçekten neye ihtiyacı olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Örneğin matematikte temel eksikleri bulunan ve çözdüğü soruların büyük bölümünde zorlanan bir öğrenciyle, konu bilgisi yeterli olduğu hâlde günlük programını organize edemeyen bir öğrencinin ihtiyacı aynı değildir. Birincisine akademik destek gerekirken ikincisinin daha çok programlama ve takip sistemine ihtiyacı olabilir.

“Ders Çalışmıyor” ile “Nasıl Çalışacağını Bilmiyor” Aynı Şey Değildir

Velilerin en sık gözden kaçırdığı noktalardan biri budur. Öğrenci çalışma isteğine sahip olsa bile masaya oturduğunda ne yapacağını bilmiyorsa kısa sürede dağılabilir. Önünde matematik, Türkçe, fen, deneme yanlışları, okul ödevleri ve eksik konular varsa bunların hangisine önce başlayacağını belirleyememesi bile erteleme davranışına yol açabilir.

Bu durumda dışarıdan görünen tablo “çalışmıyor” olur. Oysa asıl problem öğrencinin çalışma sürecini planlayamamasıdır. Bu nedenle iyi bir program yalnızca “Matematik çalış, Türkçe çöz.” gibi genel görevlerden oluşmamalıdır. Hangi konuya ne kadar süre ayrılacağı, hangi tür soruların çözüleceği ve çalışmanın sonunda neyin kontrol edileceği mümkün olduğunca net olmalıdır.

Örneğin “Matematik çalış.” yerine “40 dakika fonksiyon konu tekrarı, ardından 25 hedef soru ve yanlışların kontrolü” gibi daha somut bir görev öğrencinin başlamasını kolaylaştırabilir. Özellikle uzun süredir çalışma düzeni olmayan öğrencilerde belirsiz görevler yerine uygulanabilir küçük adımlar daha işlevseldir.

Veli Sürekli “Ders Çalış” Demeli mi?

Genellikle hayır. YKS veya LGS öğrencisi ders çalışması gerektiğini zaten bilir. Aynı cümlenin gün içerisinde defalarca tekrar edilmesi bir süre sonra yönlendirme olmaktan çıkar ve öğrenci tarafından baskı olarak algılanmaya başlayabilir. Bunun sonucunda “Birazdan çalışacağım.”, “Zaten çalıştım.” veya “Beni rahat bırak.” gibi savunmacı cevaplar artabilir.

Daha sağlıklı yöntem, öğrencinin her anını kontrol etmek yerine belirli zamanlarda kısa ve somut değerlendirme yapmaktır. “Bugünkü programında ne vardı?”, “Neyi tamamladın?”, “Nerede zorlandın?” veya “Yarın neyi farklı yapman gerekiyor?” gibi sorular öğrenciyi doğrudan kendi çalışma süreci hakkında düşünmeye yöneltir.

Buradaki amaç velinin tamamen geri çekilmesi değildir. Ama veli sürekli hatırlatan kişi olmaktan çıkıp, sistemin işleyip işlemediğini takip eden kişi olduğunda öğrenciye daha fazla sorumluluk alanı bırakılmış olur.

Ders Çalışmayan Çocuğa Kızmak İşe Yarar mı?

Kızmak veya sert tepki vermek bazı öğrencilerde kısa süreli hareket yaratabilir. Öğrenci tartışma yaşamamak için o gün masaya oturabilir. Ancak bu durum çalışma alışkanlığı kazandığı anlamına gelmez. Eğer öğrencinin çalışma nedeni yalnızca ailesinin tepkisinden kaçınmaksa, dış kontrol azaldığında çalışma davranışı da kolaylıkla kaybolabilir.

Velinin öğrencinin davranışından rahatsız olduğunu söylemesi elbette mümkündür. Fakat kişiliği hedef almak ile davranışı konuşmak arasında önemli fark vardır. “Bu hafta programının büyük bölümü uygulanmamış.” demek somut bir durumu tarif eder. “Sen zaten tembelsin.” demek ise problemi öğrencinin karakterine bağlar.

Eğitim sürecinde değiştirilmesi gereken şey öğrencinin kimliği değil, çalışma davranışıdır. Bu yüzden “tembel”, “sorumsuz”, “umursamaz” gibi etiketlerden kaçınmak gerekir.

Çocuğum Sürekli Erteliyorsa Ne Yapmalıyım?

Erteleme çoğu zaman yalnızca irade eksikliğinden kaynaklanmaz. Görev öğrencinin gözünde çok büyük, belirsiz veya zor görünüyorsa başlamak zorlaşabilir. “Bugün beş saat ders çalışacağım.” gibi büyük bir hedef bazı öğrenciler için daha başlamadan baskı yaratırken, ilk 35–40 dakikalık net bir görev daha ulaşılabilir olabilir.

Burada programın yapısı mutlaka incelenmelidir. Öğrenci okuldan yorgun geliyor ve önünde her gün gerçekçi olmayan yoğunlukta bir program buluyorsa birkaç gün sonra aksama yaşaması şaşırtıcı değildir. Aksayan görevler ertesi güne taşındıkça program büyür, öğrenci geride kaldığını hisseder ve bir süre sonra programın tamamından vazgeçebilir.

İyi bir program öğrenciyi zorlayabilir ama sürekli başarısız hissettirmemelidir. Uygulanabilir, ölçülebilir ve gerektiğinde değiştirilebilir olmalıdır.

Program Yapıyor Ama Uygulamıyorsa Sorun Nerede Olabilir?

Bir çalışma programının kâğıt üzerinde çok iyi görünmesi, öğrenci için doğru olduğu anlamına gelmez. Program öğrencinin okul saatlerine, mevcut netlerine, akademik eksiklerine ve gerçek çalışma kapasitesine uymuyorsa uygulanması zorlaşır. Özellikle internetteki hazır programları aynen uygulamaya çalışmak bu nedenle bazı öğrencilerde işe yaramaz.

Maksimum VİP Akademi'nin kişiye özgü öğrenci takip yaklaşımında program, bir kez hazırlanıp haftalarca değişmeden uygulanacak sabit bir liste olarak ele alınmaz. Öğrencinin deneme sonuçları, programı uygulama düzeyi, ertelediği dersler ve akademik ihtiyaçları değiştikçe programın da yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin öğrencinin geometri eksiği önemli ölçüde kapanmışsa geometriye ayrılan süre azaltılabilir. Buna karşılık son denemelerde fizikte yeni bir problem ortaya çıkıyorsa çalışma ağırlığı bu alana kaydırılabilir. Programın öğrencinin verisine göre değişmesi, kişiye özgü eğitimin önemli parçalarından biridir.

Çocuğum Sadece Sevdiği Derslere Çalışıyor, Ne Yapmalıyım?

Bu davranış oldukça yaygındır. Öğrenci kendini başarılı hissettiği derse dönmek ister çünkü orada daha az zorlanır. Matematiği seven bir öğrenci sürekli matematik çözebilir fakat Türkçe süre problemini aylarca erteleyebilir. Başka bir öğrenci biyolojiyi rahat çalışırken fizik konularından kaçabilir.

Böyle bir öğrenci aslında çalışıyor gibi görünür. Hatta toplam çalışma süresi yüksek olabilir. Ancak gerçek eksikleri yerinde kaldığı için deneme sonuçlarında beklenen gelişim gerçekleşmez.

Bu nedenle velinin veya rehber koçun yalnızca “Kaç saat çalıştı?” sorusuna değil, “Bu sürede hangi derslere çalıştı ve hangi dersleri sürekli erteledi?” sorusuna da bakması gerekir. Öğrencinin kaçındığı ders bazen en fazla akademik desteğe ihtiyaç duyduğu alandır.

Telefonu Elinden Almak Çözüm mü?

Telefon gerçekten öğrencinin çalışma düzenini bozuyorsa mutlaka sınırlandırılması gerekebilir. Ancak telefonun tamamen yasaklanması her öğrenci için tek ve kalıcı çözüm değildir. Çünkü asıl problem öğrencinin zamanını ve dikkatini yönetememesi ise telefon ortadan kalksa bile başka dikkat dağıtıcı unsurlar devreye girebilir.

Daha sürdürülebilir yaklaşım, telefon kullanımını çalışma sisteminin içine yerleştirmektir. Ders sırasında telefonun başka bir odada bulunması, bildirimlerin kapatılması, molalarda kontrollü kullanım veya gece belirli bir saatten sonra ekran süresinin azaltılması uygulanabilir yöntemlerdir.

Telefon konusunda en önemli nokta, aile içindeki bütün ders tartışmasının telefona indirgenmemesidir. Öğrencinin günlük programı yoksa, görevleri belirsizse ve ne zaman ders çalışacağı belli değilse yalnızca telefonu almak çalışma sistemini oluşturmaz.

Çocuğum Masaya Oturuyor Ama Çok Çabuk Kalkıyor

Bu durumda öğrencinin dikkatinin zayıf olduğu sonucuna hemen ulaşmamak gerekir. Çalışma görevi seviyesinin üzerinde olabilir, kaynak gereğinden zor olabilir, bir oturum çok uzun planlanmış olabilir veya öğrenci neyi tamamlaması gerektiğini bilmiyor olabilir.

Uzun süredir düzenli çalışma alışkanlığı olmayan bir öğrenciyi ilk günden saatlerce masada tutmaya çalışmak sürdürülebilir olmayabilir. Önce daha kısa fakat odaklı çalışma blokları oluşturulup zaman içerisinde süre artırılabilir. Buradaki hedef tek günde yüksek çalışma süresi değil, tekrar edilebilen bir çalışma rutini oluşturmaktır.

Ayrıca öğrencinin çalışmaya başladıktan sonra sürekli aynı zor sorularla karşılaşıp karşılaşmadığı da değerlendirilmelidir. Sürekli başarısızlık hissi yaşayan öğrenci doğal olarak masadan daha hızlı uzaklaşabilir.

“Çalışsam da Olmuyor” Diyen Öğrenciye Nasıl Yaklaşılmalı?

Bu cümle velinin dikkat etmesi gereken önemli bir işarettir. Öğrenci gerçekten haftalarca çalışmış ancak deneme netlerinde karşılığını görememiş olabilir. Böyle bir durumda öğrencinin “Daha çok çalış.” cümlesine ihtiyacı olmayabilir; yaptığı çalışmanın neden sonuç üretmediğinin analiz edilmesine ihtiyacı vardır.

Örneğin konu çalışıyor fakat yeterli soru çözmüyor olabilir. Çok soru çözüyor ancak yanlışlarını incelemiyor olabilir. Bilgi düzeyi yeterli olduğu hâlde denemelerde süre problemi yaşıyor olabilir. Aynı hata türlerini tekrar ediyor ancak çalışma programı bunlara göre değişmiyor olabilir.

Bu nedenle deneme analizi yalnızca net artırmak için değil, öğrencinin çabasının nereye gittiğini göstermek açısından da değerlidir. Öğrenci toplam neti değişmese bile boş soru sayısının azaldığını, belirli konu eksiklerinin kapandığını veya süre kullanımının iyileştiğini görebilirse gelişimini daha gerçekçi değerlendirebilir.

Deneme Sonucu Kötü Geldiğinde Veli Ne Söylememeli?

“Bu netlerle hiçbir yere gidemezsin.”, “Bu kadar çalışmayla olmaz.”, “Bak arkadaşların senden çok ileride.” veya “Biz senin için bu kadar para harcıyoruz.” gibi cümleler velinin kaygısını ifade eder ancak öğrenciye neyi değiştirmesi gerektiğini göstermez.

Daha doğru yaklaşım, sonucu birlikte çözmeye çalışmaktır. “Hangi ders düştü?”, “Yanlışların hangi türdeydi?”, “Süre yetmedi mi?”, “Aynı hata daha önce de olmuş muydu?” ve “Bir sonraki hafta neyi değiştirmek gerekiyor?” gibi sorular sonucu bir yargılama aracından çıkarıp eğitim verisine dönüştürür.

Tek bir kötü deneme öğrencinin bütün seviyesini belirlemez. Önemli olan düşüşün nedenini ve tekrar edip etmediğini anlamaktır.

“Biz Senin İçin Bu Kadar Para Harcıyoruz” Demek Doğru mu?

Veliler çocuklarının eğitimi için ciddi maddi fedakârlık yapabilir ve öğrencinin bu imkânı ciddiye almasını istemeleri son derece anlaşılırdır. Ancak yapılan harcamanın sürekli bir baskı aracına dönüştürülmesi öğrencide sorumluluk yerine suçluluk oluşturabilir.

Daha sağlıklı mesaj, “Bu imkânı sana sağlayabiliyoruz ve senin de kendi sorumluluğunu almanı bekliyoruz.” şeklindedir. Böylece hem ailenin emeği görünür olur hem de sınav öğrencinin ailesine karşı ödemesi gereken bir borç gibi sunulmaz.

Öğrencinin hedefi mümkün olduğunca kendi geleceğiyle ilişkilendirilmelidir. Sadece ailesini memnun etmek veya yapılan harcamanın karşılığını vermek için çalışan öğrenci uzun vadede motivasyonunu daha kolay kaybedebilir.

Çocuğumu Arkadaşlarıyla Kıyaslamalı mıyım?

Genellikle hayır. Öğrencilerin başlangıç seviyeleri, konu eksikleri, öğrenme hızları ve hedefleri farklıdır. Bir öğrencinin 90 net yapması, başka bir öğrencinin 65 netlik performansını otomatik olarak başarısız hâle getirmez.

Örneğin bir öğrenci 85 netten 90 nete çıkarken başka bir öğrenci 45 netten 62 nete yükselmiş olabilir. İkinci öğrencinin toplam neti daha düşük olsa bile kendi gelişim çizgisinde çok önemli bir ilerleme vardır.

Bu nedenle en sağlıklı karşılaştırma, öğrencinin bugünkü performansıyla kendi önceki performansı arasında yapılmalıdır. “Geçen ay nerede zorlanıyordun, şimdi ne değişti?” sorusu, “Arkadaşın kaç net yaptı?” sorusundan çok daha işlevseldir.

Veli Öğrenciyi Ne Kadar Kontrol Etmeli?

Kontrol düzeyi öğrencinin yaşına ve sorumluluk kapasitesine göre değişmelidir. LGS öğrencisinin günlük düzeni konusunda daha fazla yapılandırılmış desteğe ihtiyacı olabilir. YKS öğrencisinin ise sınava yaklaştıkça kendi programının sorumluluğunu daha fazla üstlenmesi beklenir.

Ancak her iki durumda da saat başı kontrol genellikle gerekli değildir. Öğrencinin odasına sürekli girip “Çalışıyor musun?” diye sormak yerine, belirli aralıklarla programın ne kadar uygulandığına bakmak daha anlamlıdır.

Velinin hedefi öğrenciyi göz hapsinde çalıştırmak değil, zaman içerisinde kendi kendini yönetebilen bir öğrenci hâline getirmektir.

Veli ile Öğrenci Arasındaki Ders Tartışmaları Nasıl Azaltılabilir?

Aile içindeki gerilimin önemli nedenlerinden biri, velinin aynı anda anne-baba, öğretmen, rehber koç, program sorumlusu ve deneme analizcisi rollerini üstlenmesidir. Günün büyük bölümü “Çalıştın mı?”, “Ödevini yaptın mı?”, “Kaç soru çözdün?” konuşmalarıyla geçmeye başladığında veli-öğrenci ilişkisi kolaylıkla yalnızca sınav üzerinden kurulabilir.

Profesyonel öğrenci takibinin önemli faydalarından biri bu yükün tamamının veli üzerinde kalmamasıdır. Rehber koç çalışma programını ve uygulama durumunu izleyebilir, branş öğretmeni akademik eksikleri değerlendirebilir, deneme analizi öğrencinin nerede sorun yaşadığını gösterebilir.

Veli böyle bir sistemde öğrencinin günlük denetçisi olmak yerine gelişimini takip eden destekleyici rolde kalabilir. Bu da hem öğrencinin sorumluluk almasını hem de aile içindeki iletişimin yalnızca ders üzerinden yürümemesini kolaylaştırabilir.

Rehber Koçluk Ders Çalışmayan Öğrenciye Nasıl Yardımcı Olabilir?

Rehber koçluk yalnızca öğrenciyi motive eden konuşmalar yapmak değildir. Etkili bir takip sisteminde öğrencinin haftalık programı, programın uygulanma oranı, deneme sonuçları, sürekli ertelenen dersleri ve tekrar eden çalışma problemleri birlikte değerlendirilir.

Örneğin öğrenci üç haftadır fizik çalışmalarını sürekli erteliyorsa bu durum tesadüf olarak görülmemelidir. Neden fizik çalışmadığı anlaşılabilir; konu eksiği varsa branş öğretmeni devreye girebilir, program fazla yoğunsa yeniden düzenlenebilir veya çalışma görevi daha uygulanabilir hâle getirilebilir.

Böylece “Ders çalışmıyor.” gibi genel bir değerlendirme yerine, öğrencinin hangi koşullarda çalışamadığı daha somut biçimde ortaya çıkar.

Deneme Sonuçları Çalışma Programını Değiştirmeli mi?

Gerektiğinde evet. Deneme sonuçlarının amacı yalnızca öğrencinin kaç net yaptığını göstermek değildir. Sonuçlar çalışma programının doğru olup olmadığını da test eder.

Örneğin öğrencinin son üç denemede aynı matematik konusundan yanlış yaptığı görülüyorsa bu konu çalışma planına yeniden alınmalıdır. Türkçede bilgi problemi olmadığı hâlde süre yetişmiyorsa yalnızca konu çalışmak yerine süreli branş uygulamalarına ağırlık verilebilir. Fen derslerinde belirli eksikler kapandıysa bu alanlara ayrılan süre başka ihtiyaçlara aktarılabilir.

Maksimum VİP Akademi'nin kişiye özgü eğitim yaklaşımında deneme analizi ile çalışma programı bu nedenle birbirinden ayrı düşünülmez. Veri değişiyorsa, gerektiğinde program da değişmelidir.

Ders Çalışmayan Çocuğu Dershaneye Yazdırmak Çözüm mü?

Tek başına bir kuruma kayıt yaptırmak her çalışma sorununu çözmez. Öğrencinin neden çalışmadığı anlaşılmadan yalnızca ders saatlerini artırmak, bazı öğrencilerde programı daha da ağırlaştırabilir.

Buna karşılık öğrencinin sorunu program yapamamak, düzenli takip eksikliği, akademik açıklar, deneme sonuçlarını yorumlayamamak veya çalışma sorumluluğunu sürdürememekse doğru eğitim sistemi önemli katkı sağlayabilir. Burada kurumun yalnızca ders anlatması değil, öğrencinin gelişimini takip etmesi belirleyicidir.

Veli kurum görüşmesinde şu sorulara net cevap aramalıdır: Öğrencimin programını kim takip edecek? Program uygulanmadığında bunu kim fark edecek? Denemeler yalnızca yapılacak mı, yoksa analiz edilecek mi? Branş öğretmenleri öğrencinin tekrar eden eksiklerini görecek mi? Rehber koçluk düzenli mi? Program gerektiğinde öğrenciye göre değiştirilecek mi?

İzmir’de YKS veya LGS Dershanesi Seçerken Ders Çalışmayan Öğrenci İçin Neye Bakılmalı?

İzmir’de “en iyi YKS dershanesi” veya “en iyi LGS kursu” arayan bir veli için doğru kurum, yalnızca en çok ders saati sunan veya en kalabalık kurum olmak zorunda değildir. Özellikle çalışma disiplini sorunu yaşayan bir öğrenci için takip sisteminin niteliği daha önemli olabilir.

Velinin sorması gereken kritik sorulardan biri şudur:

“Çocuğum çalışmadığında veya programından geri kaldığında bunu kim fark edecek?”

Bir kurum bu soruya yalnızca “Biz öğrencilerimizi takip ediyoruz.” gibi genel bir cevap vermek yerine takip sistemini somut biçimde açıklayabiliyorsa veli için çok daha anlamlı bir değerlendirme yapılabilir.

Deneme analizi, rehber koçluk, branş öğretmeni değerlendirmesi, birebir destek imkânı ve öğrencinin gelişimine göre program güncellemesi gibi unsurlar özellikle YKS ve LGS hazırlığında kurum seçerken birlikte değerlendirilmelidir.

Maksimum VİP Akademi’de Ders Çalışma Sorunu Nasıl Ele Alınır?

Maksimum VİP Akademi'nin kişiye özgü eğitim yaklaşımında yalnızca öğrencinin derse katılması yeterli değildir. Öğrencinin programını ne kadar uyguladığı, hangi dersleri ertelediği, denemelerde hangi sorunları tekrar ettiği ve yaptığı çalışmanın sonuçlara nasıl yansıdığı birlikte değerlendirilir.

Deneme analizi akademik problemi görünür hâle getirirken rehber koç öğrencinin günlük ve haftalık çalışma düzenini takip eder. Branş öğretmeni öğrencinin zorlandığı dersin akademik nedenlerini değerlendirebilir. Gerektiğinde birebir çalışma, genel bir ek ders olmak yerine belirlenen eksik üzerine yoğunlaştırılabilir.

Bu yaklaşımın amacı öğrenciye daha fazla “Ders çalış.” demek değildir. Amaç, neden çalışamadığını, neden çalışmasını sürdüremediğini veya neden yaptığı çalışmadan sonuç alamadığını doğru anlayıp buna göre müdahale etmektir.

Veli Ne Zaman Akademik Sorunun Ötesinde Destek Düşünmeli?

Bazen ders çalışmama davranışı yalnızca program veya disiplin problemi olmayabilir. Öğrencinin günlük hayatında uzun süren belirgin değişiklikler, sosyal hayattan ciddi biçimde uzaklaşma, uyku düzeninde önemli bozulma veya genel işlevselliğinde belirgin düşüş görülüyorsa yalnızca ders planını değiştirmek yeterli olmayabilir.

Bu durumda velinin öğrenciyi etiketlemek veya kendi başına bir neden belirlemek yerine uygun bir uzman değerlendirmesini düşünmesi daha doğru olur. Akademik takip önemli olsa da her sorun akademik değildir.

Çocuğum Çalışmaya Başladıysa Veli Nasıl Davranmalı?

Öğrenci uzun bir düzensizlik döneminden sonra çalışmaya başladıysa ilk hedef mevcut düzenin sürdürülebilir hâle gelmesi olmalıdır. Daha önce günde yarım saat çalışan bir öğrenci bir haftadır düzenli biçimde iki saat çalışıyorsa hemen “Artık dört saat yapabilirsin.” demek mevcut düzeni bozabilir.

Çalışma alışkanlığı zamanla gelişir. Velinin öğrencinin çabasını fark etmesi önemlidir ancak her olumlu davranışı büyük ödüllerle karşılamak gerekmez. “Son bir haftadır programına daha düzenli uyduğunu görüyorum.” gibi bir ifade öğrencinin gelişimini görünür kılar ve sorumluluk duygusunu destekler.

Sürdürülebilir iki saat, bir gün yapılan altı saatlik çalışmadan çoğu zaman daha değerlidir.

Veli Ne Yapmalı?

Veli önce öğrencinin çalışmama nedenini anlamalı, çalışma programının gerçekçi olup olmadığını kontrol etmeli ve öğrencinin sürekli ertelediği dersleri fark etmelidir. Gün boyunca tekrar tekrar “Ders çalış.” demek yerine belirli aralıklarla programı değerlendirmek, öğrencinin kişiliğini değil davranışını konuşmak ve deneme sonuçlarını yalnızca toplam net üzerinden yorumlamamak daha doğru bir yaklaşım oluşturur.

Telefon kullanımı çalışma sistemi içerisinde sınırlandırılabilir. Öğrencinin kendi yaşı ve sorumluluk düzeyine uygun biçimde giderek daha fazla kontrol alması desteklenmelidir. Sorun uzun süredir devam ediyorsa ve aile içindeki takip sürekli tartışmaya dönüşüyorsa profesyonel rehberlik ve akademik takip değerlendirilmelidir.

Veli Ne Yapmamalı?

Öğrenciyi “tembel”, “sorumsuz” veya “umursamaz” gibi ifadelerle etiketlememeli; başka öğrencilerle kıyaslamamalı ve bir kötü deneme sonucundan öğrencinin geleceği hakkında kesin sonuçlar çıkarmamalıdır. Eğitim için yapılan maddi harcamaları sürekli bir baskı aracına dönüştürmek de öğrencinin sorumluluk geliştirmesinden çok suçluluk hissetmesine neden olabilir.

Veli öğrencinin bütün programını kendi hazırlayıp her adımını kontrol etmeye çalışmamalıdır. Telefonu bütün problemlerin tek nedeni olarak görmek veya yalnızca ders saatini artırmanın sorunu çözeceğini varsaymak da yanıltıcı olabilir. En önemlisi, öğrencinin yerine sınav sürecini yaşamaya çalışmamak gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Çocuğum hiç ders çalışmıyor, ilk ne yapmalıyım?

Öncelikle neden çalışmadığını anlamaya çalışın. Öğrenci nereden başlayacağını bilmiyor, programını ağır buluyor, belirli derslerden kaçıyor veya yaptığı çalışmanın karşılığını göremediği için isteğini kaybetmiş olabilir. Neden belirlenmeden yalnızca baskıyı artırmak kalıcı çözüm sağlamaz.

Ders çalışmayan çocuğa nasıl davranılmalı?

Öğrencinin kişiliğini değil davranışını konuşmak gerekir. “Bu hafta programının çoğu uygulanmamış.” gibi somut bir ifade, “Sen tembelsin.” demekten çok daha yapıcıdır. Amaç öğrenciyi suçlamak değil, çalışmama davranışının kaynağını bulmaktır.

Çocuğuma sürekli ders çalış demeli miyim?

Genellikle hayır. Öğrenci ders çalışması gerektiğini zaten biliyorsa sürekli hatırlatma aile içindeki direnci artırabilir. Bunun yerine belirli zamanlarda programın uygulanıp uygulanmadığını ve öğrencinin nerede zorlandığını konuşmak daha işlevseldir.

Çocuğum çok zeki ama ders çalışmıyor, ne yapmalıyım?

Akademik kapasite ile çalışma alışkanlığı aynı şey değildir. Potansiyeli yüksek bir öğrenci de planlama, düzenli tekrar, deneme analizi ve çalışma disiplini konusunda desteğe ihtiyaç duyabilir. “Sen zekisin, istesen yaparsın.” demek yerine sürdürülebilir çalışma sistemi oluşturmak gerekir.

Çocuğum ders çalışacağım deyip sürekli erteliyor, ne yapmalıyım?

Görevleri daha küçük ve somut hâle getirmek başlangıcı kolaylaştırabilir. Programdaki işlerin öğrencinin seviyesine ve günlük yaşamına uygun olup olmadığı da kontrol edilmelidir. Sürekli ertelenen belirli bir ders varsa o dersteki akademik sorun ayrıca incelenmelidir.

Ders çalışmayan çocuğun telefonunu almak doğru mu?

Telefon çalışma ve uyku düzenini ciddi biçimde etkiliyorsa sınırlar konulabilir. Ancak tamamen yasaklamak tek başına çalışma sistemi oluşturmaz. Çalışma sırasında telefonun ortamdan uzaklaştırılması ve kullanım zamanlarının belirlenmesi daha sürdürülebilir olabilir.

Çocuğum çok çalışıyor ama netleri yükselmiyor, neden?

Sorun çalışma süresinde değil çalışma biçiminde olabilir. Konu eksikleri, süre problemi, dikkat hataları, yanlış soru seçimi veya deneme yanlışlarının analiz edilmemesi netlerin sabit kalmasına neden olabilir. Bu durumda daha fazla çalışmadan önce mevcut çalışma sisteminin değerlendirilmesi gerekir.

Çocuğum sadece sevdiği derslere çalışıyor, ne yapmalıyım?

Sürekli ertelenen dersleri belirleyip çalışma programında bu alanlara özel yer ayırmak gerekir. Öğrencinin tercih ettiği derslerde uzun süre çalışması, gerçek eksiklerinin kapanacağı anlamına gelmez.

YKS öğrencisini veli ne kadar takip etmeli?

YKS öğrencisinin giderek daha fazla kendi sorumluluğunu alması beklenir. Veli tamamen sürecin dışında kalmamalı ancak günlük her görevin denetçisi de olmamalıdır. Belirli aralıklarla program, deneme sonuçları ve ilerleme değerlendirilmelidir.

LGS öğrencisi ders çalışmıyorsa veli daha fazla müdahale etmeli mi?

LGS öğrencileri yaş nedeniyle daha yapılandırılmış takibe ihtiyaç duyabilir. Ancak bütün sorumluluğu velinin üstlenmesi öğrencinin kendi çalışma alışkanlığını geliştirmesini zorlaştırabilir. Kontrol zaman içerisinde kademeli biçimde öğrenciye bırakılmalıdır.

Rehber koçluk ders çalışmayan öğrenciye fayda sağlar mı?

Öğrencinin problemi program yapmak, programı uygulamak, dersler arasında öncelik belirlemek veya deneme sonuçlarını çalışmaya dönüştürmekse düzenli rehber koçluk önemli katkı sağlayabilir. Etkili rehberlik yalnızca motivasyon konuşması değil, öğrencinin çalışma davranışının sistemli biçimde takip edilmesidir.

Ders çalışmayan çocuğu dershaneye yazdırmak çözüm mü?

Tek başına kayıt yaptırmak çözüm değildir. Kurumun öğrenciyi gerçekten takip etmesi, deneme sonuçlarını analiz etmesi, programı öğrenciye göre güncellemesi ve gerektiğinde akademik destek sunabilmesi önemlidir.

İzmir’de iyi bir YKS veya LGS dershanesi nasıl seçilir?

Yalnızca fiyat ve ders saatine bakmak yeterli değildir. Öğrencinin seviyesinin nasıl belirlendiği, rehber koçluk sistemi, deneme analizi, branş öğretmeni takibi, birebir destek olanakları ve programların öğrenciye göre değişip değişmediği birlikte değerlendirilmelidir.

Ders çalışmayan öğrenci için kurum seçerken en önemli soru nedir?

“Çocuğum çalışmadığında veya programından geri kaldığında bunu kim fark edecek?” güçlü bir sorudur. Kurum bu takibi nasıl yaptığını somut biçimde anlatabiliyorsa öğrenci takip sistemi hakkında çok daha sağlıklı fikir edinilebilir.

Çocuğumla sürekli ders yüzünden tartışıyoruz, ne yapabiliriz?

Velinin bütün takip görevini tek başına üstlenmesi çatışmayı artırabilir. Program ve akademik takibin rehber koç ve öğretmenlerle paylaşılması, velinin sürekli kontrol rolünden çıkmasına yardımcı olabilir. Evdeki iletişimin yalnızca ders üzerinden yürümemesi de önemlidir.

Sonuç

“Çocuğum ders çalışmıyor.” cümlesinin arkasında her zaman tembellik yoktur. Bazen öğrenci nasıl başlayacağını bilmiyordur, bazen program gerçekçi değildir, bazen konu eksikleri büyümüştür, bazen de öğrenci çalışmasına rağmen sonuç alamadığı için vazgeçmeye başlamıştır.

Bu nedenle velinin ilk görevi baskıyı artırmak değil, problemi doğru tanımlamaktır. Öğrencinin ne kadar çalıştığı kadar hangi derse çalıştığı, hangi görevleri sürekli ertelediği, deneme sonuçlarında hangi hataların tekrar ettiği ve çalışma programının bu verilere göre değişip değişmediği önemlidir.

Maksimum VİP Akademi'nin kişiye özgü eğitim yaklaşımında da öğrencinin yalnızca “çalışıp çalışmadığı” değil, neden çalışamadığı veya yaptığı çalışmanın neden sonuç üretmediği değerlendirilir. Deneme analizi, rehber koçluk, branş öğretmeni değerlendirmesi, birebir eğitim ve öğrencinin verilerine göre güncellenen çalışma programı bu nedenle birbirini tamamlayan parçalar olarak ele alınır.

Özellikle İzmir’de YKS veya LGS için dershane ve eğitim kurumu araştıran velilerin yalnızca ders saati ve ücret üzerinden karar vermemesi gerekir. Öğrencinin gerçekten nasıl takip edildiği, program aksadığında bunun fark edilip edilmediği ve akademik ihtiyaçlara ne kadar kişisel müdahale yapılabildiği çok daha belirleyici olabilir.

Çünkü ders çalışmayan bir öğrencinin ihtiyacı çoğu zaman daha fazla “Ders çalış.” cümlesi değildir.

İhtiyacı, neden çalışamadığını anlayan ve onu yeniden sürdürülebilir bir çalışma düzenine taşıyan doğru sistemdir.

Müge ÇİĞDEM

Maksimum VİP Akademi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page