top of page

YKS hazırlığında doğru program nasıl hazırlanmalı? Eğitimci Çiğdem kriterleri sıraladı!

Yazarın fotoğrafı: Emre ÇİĞDEM
Emre ÇİĞDEM
12 Eyl
3 dakikada okunur

YKS hazırlığında her öğrenciye aynı programın uygulanmasının yeterli olmadığını belirten eğitimci Emre Çiğdem, başarı için öğrencinin başlangıç seviyesinin doğru ölçülmesi, gelişimin düzenli takip edilmesi ve programın ihtiyaçlara göre güncellenmesi gerektiğini vurguladı.


YKS’ye hazırlanan öğrenciler için doğru çalışma programının yalnızca ders ve konu takviminden ibaret olmadığına dikkat çeken MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Emre Çiğdem, öğrencinin başlangıç seviyesinin doğru belirlenmesi, gelişimin düzenli ölçülmesi ve programın elde edilen verilere göre güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Çiğdem, öğretmene erişim ve veli iletişiminin de eğitim sürecinin önemli parçaları olduğunu söyledi.


PROGRAM HAZIRLAMA KRİTERLERİ NELER?

YKS’ye hazırlanırken iyi bir program hazırlamanın kriterlerine değinen Çiğdem, “Birinci kriter; bir öğrenciye program hazırlamadan önce neyi bildiğini ve nerede zorlandığını görmek gerekir. İkinci kriter, bu ölçümün dönem içinde tekrar edilmesidir. Deneme sonuçları yalnız puan olarak değil, konu ve hata türü olarak okunmalı. Üçüncü kriter öğretmene ulaşılabilirlik, dördüncü kriter gerektiğinde birebir desteğin nasıl devreye girdiğidir. Beşinci kriter rehberliğin gerçek verilerle çalışması; altıncı kriter ise velinin düzenli ve anlamlı biçimde bilgilendirilmesidir. Bence herkese aynı programı uygulamak kişiye özgü eğitim değildir. İzmir’de YKS hazırlığı yapan bir öğrencinin programı dönem içinde gelişimine göre değişebilmeli; zayıf branşa daha fazla zaman ayrılabilmeli, hedef sıralamaya göre çalışma dengesi güncellenebilmeli. Biz de MAKSİMUM VİP Akademi’de bu esnekliği eğitim modelinin temel parçalarından biri olarak görüyoruz” dedi.


“ESNEK OLMAYAN PROGRAM ZAMANLA STANDARTLAŞABİLİR”

Hazırlanan programın döneme ve ihtiyaçlara göre değişim göstermesi gerektiğine dikkat çeken Çiğdem, “Programın değişebilme kabiliyeti. Birçok kurum başlangıçta çok düzenli bir plan sunuyor; fakat öğrenci üç ay sonra farklı bir noktaya geldiğinde plan aynı kalabiliyor. Oysa gelişim varsa öncelikler de değişmelidir. Matematikte beklenenden hızlı yükselen bir öğrencinin zamanı başka bir branşa kaydırılabilir; tam tersine bir derste sürekli aynı hata görülüyorsa ek müdahale gerekebilir. Ölçümün amacı rapor üretmek değil, eğitim kararını değiştirebilmektir. Esnek olmayan sistem kişiye özgü görünse bile zamanla standartlaşabilir” diye konuştu.


“İYİ KURUM, BİLGİYİ SUNMAK KADAR YARDIM KANALLARINI DA AÇIK TUTMALIDIR”

İyi bir eğitim kurumunun yalnızca ders anlatmakla değil, öğrenci ve veliyle kurduğu sistemli iletişimle de değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çiğdem, şunları söyledi:

“Öğretmenin çok iyi olması kadar öğrencinin gerektiğinde ona ulaşabilmesi de önemli. Aileler “Ders dışında soru nasıl soruluyor, hangi saatlerde destek var, öğrenci çözemediği soruyla kaç gün bekliyor?” diye sorabilir. Erişilebilirlik her an öğretmene mesaj atabilmek anlamına gelmez; düzenli, öngörülebilir ve öğrencinin bildiği bir mekanizma olması yeterlidir. Öğrenci yardım isteme yolunu bilmiyorsa zorlandığı soru bir sonraki konuya taşınabilir. Bu nedenle iyi kurum, bilgiyi sunmak kadar yardım kanalını da açık tutmalıdır.


Çünkü veli yalnız sonuç gününde bilgi alırsa evde öğrenciyi nasıl destekleyeceğini bilemez. Ancak bilgilendirme de sadece puan göndermek değildir. Hangi alanda gelişim var, hangi ders desteğe ihtiyaç duyuyor, kurum ne yaptı ve aileden ne bekleniyor? Bu çerçeve anlaşılır olmalı. Çok sık ve ayrıntılı mesaj da gereksiz kaygı yaratabilir; önemli olan düzenli ve anlamlı geri bildirimdir. Veli ile kurum aynı resmi gördüğünde öğrenciye verilen mesajlar da daha tutarlı olur.


Çünkü hedefe giden yolu başlangıç noktası belirler. Aynı hedefi olan iki öğrenci farklı eksiklerle yola çıkabilir. Birinin TYT matematik temeli güçlü, diğerinin okuma hızı zayıf olabilir. İkisine aynı programı vermek kâğıt üzerinde eşit görünür ama eğitim açısından doğru olmayabilir. Başlangıç verisi, sonraki denemelerin de anlamlı yorumlanmasını sağlar. Öğrencinin nereden nereye geldiğini görebilmek için ilk fotoğrafı doğru çekmek gerekir”


“SLOGAN DEĞİL, GELİŞİMİN NASIL ÖLÇÜLECEĞİNİ SORUN”

Çiğdem sözlerini şu ifadelerle noktaladı:

“Başlangıç seviyesinin doğru ölçülmesi, öğretmene erişim ve programın veriye göre değişebilmesi. Çünkü öğrenci nereden başlıyor bilmiyorsanız plan eksik kalır; öğretmene ulaşamıyorsa eksik büyür; program değişemiyorsa kişiye özgü eğitim bir süre sonra standart programa döner. İyi bir YKS hazırlık programını ararken slogan değil, öğrencinin gelişimini nasıl ölçeceklerini sorun”


 
 
 

Yorumlar


bottom of page