top of page

Sınava hazırlıkta doğru kurum nasıl seçilir? İşte velilerin sorması gereken sorular!

Yazarın fotoğrafı: Emre ÇİĞDEM
Emre ÇİĞDEM
7 Eyl
3 dakikada okunur

MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Emre Çiğdem, sınava hazırlık kurumu seçerken velilerin dikkat etmesi gereken noktaları anlattı. Çiğdem, “Tabelaya değil, öğrencinizin o sistemin içinde nasıl takip edileceğine bakın” dedi.




İzmir’de sınava hazırlık kurumu seçimi yapılırken yalnızca fiyat, bina veya haftalık ders saati üzerinden karar vermek öğrencinin gerçek ihtiyacını gözden kaçırabiliyor. MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Emre Çiğdem, doğru kurum seçiminin püf noktalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


“ÖĞRETMEN ÖNEMLİ FAKAT TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”

Bir velinin kurum seçerken ilk neleri sorgulaması sorusuna yanıt veren Çiğdem, “Öğretmen elbette çok önemli; fakat tek başına yeterli değil. Öğrencinin deneme sonuçlarını kim okuyacak, aynı hatayı üç hafta üst üste yaptığında kim fark edecek, çözemediği soruya nasıl ulaşacak, programı değişmesi gerektiğinde kim müdahale edecek? Ben bir kurumun sistemini bu sorularla anlamaya çalışırım. Öğretmen kadrosu kimlerden oluşuyor? Öğrenci nasıl takip ediliyor? Deneme sınavı yalnız uygulanıyor mu, analiz de ediliyor mu? Birebir destek hangi durumda devreye giriyor? Rehberlik öğretmenlerle iletişim hâlinde mi? Veli nasıl bilgilendiriliyor? Çalışma alanı var mı? Öğrenci soru sormaya nasıl ulaşıyor? Program kişiye göre değişiyor mu? Eksikler hangi verilerle belirleniyor?” dedi.


“EĞİTİMDE TEK BİR SIFAT YETMİYOR”

Eğitim kurumu seçerken tek bir sıfatın yetmediğini dile getiren Çiğdem, “İnternette kurum ararken hepimiz kısa bir cevap bulmak istiyoruz; ama eğitimde tek bir sıfat çoğu zaman yetmiyor. Öğrencinin hedefi, çalışma alışkanlığı ve ihtiyaç duyduğu destek birbirinden farklı. Biz de MAKSİMUM VİP Akademi’de kurum seçiminin yalnız ders saatiyle değil, öğrencinin bütün eğitim süreciyle değerlendirilmesini önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.


“ÖRNEK SÜREÇ SORULMALI”

Öğrenciyi takip etmenin yalnızca cümleden ibaret olmadığını ve gelişimdeki sinyalleri zamanında görülmesi gerektiğine dikkat çeken Çiğdem, “Sadece “öğrenciyi yakından takip ediyoruz” cümlesini duymak bana yeterli gelmez. Ben ailelere örnek bir süreç sormalarını öneriyorum: Bir öğrencinin matematik neti üç hafta üst üste düşerse kim fark ediyor, öğretmenle rehberlik nasıl konuşuyor, programda ne değişiyor ve veliye ne anlatılıyor? Kurum bu soruya somut bir işleyişle cevap verebiliyorsa takip kavramı görünür hâle gelir. Takip; yoklama yapmak ya da ödev sorup geçmek değil, öğrencinin gelişimindeki sinyali zamanında görüp doğru kişiyi devreye sokabilmektir” diye konuştu.


“ÖNEMLİ OLAN ORTAMIN EĞİTİM SİSTEMİNE NASIL HİZMET ETTİĞİDİR”

Kurum ile gerçekleştirilen görüşmelere öğrencilerin de katılmasının faydalı olacağına dikkat çeken Çiğdem, “Çünkü kurumun sistemini yıl boyunca yaşayacak kişi öğrenci. Velinin beklentisiyle öğrencinin ihtiyacı her zaman aynı olmayabilir. Öğrenci öğretmene nasıl ulaşacağını, soru çözüm saatlerini, çalışma alanını, deneme sonrası ne yapılacağını ve programın gerektiğinde değişip değişmeyeceğini kendi diliyle sorabilmeli. Görüşmeden sonra öğrencinin “Burada nasıl çalışacağımı anladım” diyebilmesi önemli. Karara katılan öğrenci, seçilen kurumu yalnız ailesinin tercihi olarak değil kendi eğitim sürecinin bir parçası olarak görmeye daha yatkın olur. Tek bir ders bütün yılı göstermez ama kurumun dilini anlamak için yararlı olabilir. Öğretmenin öğrenciyi derse katma biçimi, soru sorulduğunda yaklaşımı, sınıf atmosferi ve öğrencinin kendisini rahat hissedip hissetmediği görülebilir. Kurum ziyareti sırasında yalnız sınıflara değil, ders dışındaki işleyişe de bakmak gerekir. Öğrenci nerede çalışıyor, sorusunu kime götürüyor, rehberlik odasına nasıl ulaşıyor? Fiziksel ortam tek başına kalite değildir; önemli olan o ortamın eğitim sistemine nasıl hizmet ettiğidir” şeklinde konuştu.


“SADECE SUNULAN İMKANLARI DEĞİL...”

Öğrencinin şartlarını ve ihtiyaç duyduğu desteği sağlayan bir kurum seçilmesine vurgu yapan Çiğdem, “Bence son soru şu olmalı: “Bu sistem bizim öğrencimizin gerçek ihtiyacına uyuyor mu ve bunu yıl boyunca sürdürebilir miyiz?” Çok güçlü görünen bir kurum, öğrencinin ulaşımına, çalışma alışkanlığına veya ihtiyaç duyduğu desteğe uygun değilse doğru tercih olmayabilir. Kayıt görüşmesinden sonra aile ve öğrenci birlikte değerlendirme yapmalı; sadece sunulan imkânları değil, bu imkânların gerçekten kullanılıp kullanılamayacağını konuşmalı. İyi tercih, ilk görüşmede en etkileyici yeri seçmekten çok öğrencinin gelişimini yıl boyunca taşıyabilecek sistemi bulmaktır” diye konuştu.


Çiğdem konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:

Bence en sade soru şu: “Çocuğum burada gerçekten görünür olacak mı?” Öğretmeni onu tanıyacak mı, zorlandığında biri fark edecek mi, öğrenci yardım istemenin yolunu bilecek mi? Bu üçüne içtenlikle “evet” diyebiliyorsanız görüşme kâğıt üzerindeki bilgiden gerçek bir eğitim planına dönüşmeye başlar. Kurum seçerken tabelaya değil, öğrencinizin o sistemin içinde nasıl takip edileceğine bakın.”


 
 
 

Yorumlar


bottom of page