Eğitimci Çiğdem’den LGS uyarısı: Önce doğruluk, sonra hız
LGS’ye hazırlanan öğrencilerin matematik çalışmalarında yalnızca soru sayısına odaklanmaması gerektiğini belirten MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Eğitimci Emre Çiğdem, yanlışların nedeninin analiz edilmeden yeni soru setlerine geçilmesinin aynı hataların tekrarına yol açabileceğini söyledi.

LGS’ye hazırlanan öğrencilerin matematik çalışmalarında yalnızca çözülen soru sayısına odaklanmaması gerektiğini belirten MAKSİMUM VİP Akademi Kurucusu Eğitimci Emre Çiğdem, yanlışların nedeninin mutlaka analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Çiğdem, temel kazanımlar oturmadan zor sorulara geçmenin hata tekrarlarını artırabileceğini söyledi.

“YANLIŞLARIN NEDENİNİ ANLAMADAN YENİ SETE GEÇMEK HATA TEKRARINI BÜYÜTEBİLİR”
Yapılan yanlışların nedeninin anlamadan yeni sete geçilmemesi gerektiğini ifade eden Çiğdem, “Öğrenci temel işlemi ve kazanımı tam bilmiyorsa çok zor yeni nesil soruda başarısız olduğunda bunun nedenini anlayamaz. Önce doğru temel, sonra farklı yorum biçimleri ve daha karmaşık sorular gelmeli. Öğrenci on zor soru çözüp sekizini yanlış yaptığında her zaman gelişmiyor. Yanlışların nedenini anlamadan yeni bir sete geçmek hata tekrarını büyütebilir” dedi.
“YANLIŞ ANALİZ EDİLMEDEN YENİ SETE GEÇMEK…”
Zor soru çözmeden önce temel soruların çözülmesi gerektiğini ifade eden Çiğdem, “İzmir’de LGS matematik desteği arayan ailelere yalnız soru sayısına değil, öğretmenin öğrencinin seviyesini nasıl belirlediğine de bakmalarını öneriyorum. Öğrenci temel kazanımı doğru ve belirli hızda kullanabiliyorsa zorluk kademeli artırılabilir. Çok erken zor soruya geçmek, hangi eksiğin bilgi hangi eksiğin yorum olduğunu ayırmayı güçleştirir. Önce temel, sonra orta düzey bağlantı soruları, ardından daha uzun ve çok adımlı yeni nesil sorular kullanılabilir. Zorluk artışı öğrenciyi biraz zorlamalı ama sürekli başarısızlık üretmemeli. Doğru seviye, öğrencinin çözüm stratejisi geliştirebildiği seviyedir. Öğrenci on zor sorudan sekizini yanlış yapıyor ve neden yanlış yaptığını incelemiyorsa yalnızca başarısızlık sayısını artırmış olur. Zor sorunun değeri, öğrenciyi yeni bir düşünme biçimiyle karşılaştırmasındadır. Çözüm sonrası “Nerede koptum, hangi bilgiyi kullanmalıydım?” sorusu mutlaka sorulmalı. Yanlış analiz edilmeden yeni sete geçmek aynı hatayı tekrar ettirir. Net artışı, zorluk ile öğrenme arasındaki doğru dengeden gelir” diye konuştu.
“HIZ, ACELE ETMEK DEĞİLDİR”
Hız kazanmadan önce soruların çözümünü öğrenmek gerektiğini ifade eden Çiğdem, “Önce doğruluk. Temel işlem ve problem çözme yöntemi oturmadan hız baskısı öğrenciyi daha çok hataya sürükleyebilir. Doğruluk belirli seviyeye geldiğinde zamanlı küçük testlerle ritim çalışılabilir. Öğrenci hangi soruda fazla zaman harcadığını görür ve gerektiğinde soruyu bırakmayı öğrenir. Hız, acele etmek değil doğru yöntemi daha akıcı uygulayabilmektir. Bu da tekrar ve kademeli süre çalışmasıyla gelişir” şeklinde konuştu.




Yorumlar