top of page

İlk 30 Günde Doğru Dershaneyi Seçtiğinizi Nasıl Anlarsınız?

  • Yazarın fotoğrafı: Emre ÇİĞDEM
    Emre ÇİĞDEM
  • 19 Ağu
  • 15 dakikada okunur

Bir dershaneye kayıt yaptırmakla doğru dershaneyi seçmiş olmak aynı şey değildir. Özellikle YKS veya LGS hazırlığında veliler çoğu zaman kayıt öncesinde sınıf mevcudu, öğretmen kadrosu, deneme sayısı, rehberlik sistemi, ulaşım ve fiyat gibi başlıkları karşılaştırır. Ancak bir kurumun öğrenci için gerçekten doğru seçim olup olmadığı çoğu zaman eğitim başladıktan sonraki ilk birkaç haftada daha net anlaşılır.


İlk 30 gün bu açıdan önemli bir gözlem dönemidir. Öğrencinin yalnızca “Dershaneyi sevdim.” demesi veya ilk denemede netinin yükselmesi doğru seçim yapıldığını kanıtlamaz. Benzer şekilde ilk haftalarda öğrencinin zorlanması da kurumun yanlış olduğu anlamına gelmeyebilir. Yeni öğretmenlere, programa, sınıfa ve çalışma temposuna uyum sağlamak zaman alabilir.

Asıl değerlendirilmesi gereken şey öğrencinin bir sistemin içine girip girmediğidir. Öğrencinin seviyesi gerçekten anlaşılmış mı? Programı belli mi? Derslerde zorlandığı noktalar fark ediliyor mu? Deneme sonucundan sonra ne yapılacağı biliniyor mu? Öğrenci çalışmadığında bunu birileri görüyor mu? Veli çocuğunun eğitim sürecinin nasıl takip edildiğini anlayabiliyor mu?

Bu nedenle ilk 30 günün sonunda sorulması gereken soru yalnızca “Çocuğum memnun mu?” değildir.

Daha doğru soru şudur:

“Bu kurum çocuğumu tanımaya, takip etmeye ve ihtiyaçlarına göre eğitim sistemini şekillendirmeye başladı mı?”

İlk 30 Gün Neden Bu Kadar Önemlidir?

Kayıt görüşmesinde anlatılan sistem ile öğrencinin gerçekten yaşadığı eğitim deneyimi arasındaki fark ilk haftalarda ortaya çıkmaya başlar. Kurum kayıt sırasında kişiye özgü programdan, rehber koçluktan, deneme analizinden veya birebir destekten söz etmiş olabilir. İlk 30 gün, bu vaatlerin uygulamada karşılığının bulunup bulunmadığını görmek için önemli bir dönemdir.

Bu süreç aynı zamanda kurumun öğrenciyi tanıdığı dönem olmalıdır. Öğrencinin hangi derslerde güçlü olduğu, hangi alanlarda eksiği bulunduğu, çalışma disiplininin ne durumda olduğu ve programı ne ölçüde uygulayabildiği yavaş yavaş görünür hâle gelir.

Doğru bir başlangıçta öğrenci yalnızca sınıfa yerleştirilip derslere bırakılmaz. Eğitim sistemi öğrenciyi tanımaya başlar.

Bu yüzden ilk ayın sonunda yalnızca “Kaç konu işlendi?” değil, “Kurum öğrencimiz hakkında ne biliyor?” sorusunun cevabı da önemlidir.

1. Öğrencinin Seviyesi Gerçekten Belirlendi mi?

Doğru kurum seçiminde ilk işaretlerden biri öğrencinin başlangıç seviyesinin netleşmesidir. Öğrencinin yalnızca okul notlarına veya kayıt görüşmesinde velinin verdiği bilgilere göre değerlendirilmesi yeterli olmayabilir.

İlk haftalarda yapılan denemeler, branş öğretmeni gözlemleri, öğrencinin soru çözme biçimi ve mevcut konu durumu bir araya geldiğinde daha gerçekçi bir akademik profil oluşmalıdır.

Örneğin öğrenci matematikte genel olarak “orta seviyede” olarak tanımlanmış olabilir. Fakat birkaç hafta içinde problemler konusunda iyi, geometri temelinde ise ciddi eksikleri olduğu anlaşılabilir. Bu ayrım çalışma programını doğrudan etkiler.

İlk 30 günün sonunda kurum hâlâ öğrenciyi yalnızca toplam netiyle tanımlıyorsa daha ayrıntılı öğrenci takibinin nasıl yapılacağı sorulmalıdır.

2. Öğrencinin Kişisel Çalışma Programı Oluştu mu?

Dershaneye gitmek tek başına sınav hazırlık programı değildir. Öğrenci sınıftaki derslerin dışında hangi konulara ne kadar çalışacağını, hangi yanlışlarına döneceğini ve deneme sonrasında neyi değiştireceğini de bilmelidir.

Doğru seçilmiş bir eğitim sisteminde ilk ay içerisinde öğrencinin gerçek hayatına uygun bir çalışma düzeni oluşmaya başlamalıdır. Okul saatleri, eve dönüş zamanı, mevcut akademik seviye ve öğrencinin çalışma kapasitesi hesaba katılmalıdır.

Program yalnızca haftanın başında verilen uzun bir görev listesi olmamalıdır. Öğrencinin gerçekten uygulayabileceği, tamamlanma durumu kontrol edilen ve gerektiğinde değiştirilebilen bir yapı olması gerekir.

Veli ilk ayın sonunda şu soruya cevap verebilmelidir:

“Çocuğum dershaneye gitmediği saatlerde ne yapması gerektiğini biliyor mu?”

Cevap sürekli “Hayır, kendi başına ne yapacağını bilmiyor.” ise takip sisteminin nasıl işlediğini kurumla konuşmak gerekir.

3. Program Uygulanıyor mu, Yoksa Sadece Hazırlanıyor mu?

Öğrenciye çalışma programı vermek kolaydır. Asıl önemli olan programın gerçekleşip gerçekleşmediğini takip etmektir.

Örneğin öğrenciye haftalık 25 görev verilmiş olabilir ancak öğrenci bunların yalnızca 12'sini tamamlamıştır. Eğer bu durum sonraki hafta hiç konuşulmadan yeni bir program hazırlanıyorsa gerçek bir takip yapılmıyor olabilir.

İlk 30 gün içerisinde öğrencinin programına ne kadar uyabildiği görülmeli, sürekli ertelenen dersler belirlenmeli ve gerekirse programın yoğunluğu yeniden düzenlenmelidir.

Doğru öğrenci takibi “Programını yaptın mı?” sorusundan daha fazlasıdır. Yapılmayan görevin neden yapılmadığını anlamayı da gerektirir.

Öğrenci fizik çalışmasını sürekli erteliyorsa sorun disiplin olmayabilir; öğrencinin fizikte anlamadığı temel bir konu bulunabilir.

İşte bu ayrım doğru dershaneyle yalnızca ödev veren dershane arasındaki önemli farklardan biridir.

4. Rehber Koç Öğrenciyi Gerçekten Tanıyor mu?

İlk birkaç hafta içerisinde rehber koçun öğrenciyi yalnızca adı ve sınıfıyla değil, çalışma davranışıyla da tanımaya başlaması gerekir.

Öğrenci hangi dersleri seviyor? Hangi görevleri sürekli erteliyor? Deneme sonucu düştüğünde nasıl tepki veriyor? Programı gerçekçi biçimde uygulayabiliyor mu? Sınava ilişkin hedefi ne kadar net?

Rehber koçluk yalnızca haftada birkaç dakika yapılan motivasyon konuşmasıysa öğrencinin gelişimini yönetmekte sınırlı kalabilir.

Özellikle çalışma disiplini konusunda zorlanan öğrencilerde ilk 30 günün sonunda rehber koçun öğrencinin temel çalışma sorunlarını fark etmiş olması beklenir.

Veli açısından basit bir ölçüt şudur:

Rehber koç çocuğunuzu size birkaç genel cümleyle mi anlatıyor, yoksa gerçekten ona özgü gözlemler paylaşabiliyor mu?

İkinci durum, öğrencinin görünür olduğuna dair daha güçlü bir işarettir.

5. Branş Öğretmenleri Öğrenciyi Tanımaya Başladı mı?

Doğru eğitim sisteminde öğrenci yalnızca rehberlik biriminin değil, branş öğretmenlerinin de radarında olmalıdır.

Örneğin matematik öğretmeni öğrencinin problemlerde iyi ancak geometride eksik olduğunu fark etmiş mi? Türkçe öğretmeni öğrencinin doğruluk oranının iyi olmasına rağmen süre problemi yaşadığını biliyor mu? Fizik öğretmeni öğrencinin belirli konu grubunda sürekli zorlandığını görüyor mu?

Öğretmenlerin ilk ayın sonunda öğrencinin bütün akademik geçmişini bilmesi beklenmez. Ancak sınıfta düzenli gördükleri öğrencinin temel güçlü ve zayıf yönleri hakkında fikir oluşmaya başlamalıdır.

Özellikle butik veya kişiye özgü eğitim iddiası bulunan kurumlarda bu daha da önemlidir.

6. Deneme Yapıldıysa Sonucuyla Ne Yapıldı?

İlk ay içerisinde yapılan denemeler dershane sistemini değerlendirmek için çok güçlü ipuçları verir.

Öğrenci denemeye girmiş, sonucu çıkmış ve yalnızca netini öğrenmişse sürecin yalnızca ölçüm kısmı gerçekleşmiştir. Deneme sonucunun eğitimsel değere dönüşmesi için nedenlerin de değerlendirilmesi gerekir.

Yanlışların hangi derslerde yoğunlaştığı incelendi mi? Bilgi eksiği ile süre problemi birbirinden ayrıldı mı? Öğrencinin tekrar eden yanlışları fark edildi mi? Bu bilgiler bir sonraki haftanın çalışma programını etkiledi mi?

İlk denemelerin amacı öğrenciyi yargılamak değil, sistemi kalibre etmektir.

Bu nedenle veli ilk 30 gün içerisinde şu soruyu rahatlıkla sorabilir:

“Son deneme sonucundan sonra çocuğumun programında ne değişti?”

Eğer bu soruya somut cevap verilemiyorsa deneme analizinin ne kadar etkili kullanıldığı değerlendirilmelidir.

7. Öğrencinin Eksikleri Görünür Hâle Geldi mi?

Doğru kurumun önemli özelliklerinden biri öğrencinin problemini genelleştirmek yerine ayrıntılı hâle getirebilmesidir.

“Matematiği zayıf.”

ifadesi çok genel bir değerlendirmedir.

“Problemlerde soru çözüm hızı iyi ancak temel geometri kazanımlarında eksik var ve son iki denemede bu alandan net kaybetti.”

ifadesi ise üzerinde çalışılabilir bir akademik tanımdır.

Benzer biçimde “Türkçesi kötü.” yerine “Paragraf doğruluk oranı iyi fakat testin son bölümüne süre nedeniyle yetişemiyor.” denebiliyorsa öğrenci daha doğru analiz edilmiş demektir.

İlk 30 günün sonunda her problem çözülmüş olmak zorunda değildir. Fakat en azından hangi problemlerin çözülmesi gerektiği daha net bilinmelidir.

8. Öğrenci Bir Derste Geride Kalınca Bir Şey Yapılıyor mu?

Kayıt görüşmesinde “Öğrenciye birebir destek sağlıyoruz.” veya “Etüt sistemimiz var.” cümleleri sık duyulabilir. İlk ay, bunun gerçekte nasıl çalıştığını görmek için iyi bir dönemdir.

Öğrenci belirli bir konuda zorlandığında ne oluyor? Öğretmen ek çalışma veriyor mu? Etüt planlanıyor mu? Rehber koç branş öğretmeniyle iletişime geçiyor mu? Gerektiğinde birebir destek devreye giriyor mu?

Önemli olan her öğrencinin her hafta birebir ders alması değildir. Önemli olan gerçek bir ihtiyaç ortaya çıktığında sistemin öğrenciyi standart sınıf akışının dışında da destekleyebilmesidir.

Eğer kurum yalnızca sınıfta dersi anlatıyor ve geride kalan öğrencinin açığını tamamen kendisinin kapatmasını bekliyorsa velinin başlangıçta aldığı eğitim modeliyle bunu karşılaştırması gerekir.

9. Öğrencinin Soru Sorması Kolay mı?

Sınıf mevcudundan bağımsız olarak öğrenci öğretmenine soru sorabiliyor mu? Anlamadığı konuyu ifade etmekten çekiniyor mu? Ders dışında öğretmene ulaşabileceği bir soru çözüm veya etüt sistemi bulunuyor mu?

Bazı öğrenciler kalabalık sınıfta da oldukça aktiftir. Bazıları ise küçük sınıfta bile soru sormaya çekinebilir. Bu nedenle yalnızca ortam değil, öğretmenin öğrenciyi derse dahil etme biçimi de önemlidir.

İlk ay içerisinde öğrenci “Anlamadığımda sorabileceğim birisi var.” duygusunu geliştirmeye başlamalıdır.

Bu, özellikle uzun sınav hazırlığında öğrencinin akademik yalnızlık hissetmemesi açısından önemlidir.

10. Öğrenci Dershaneye Gitmekten Sürekli Kaçınıyor mu?

İlk haftalarda öğrencinin yeni düzene alışması zaman alabilir. Ancak öğrenci her ders günü gitmek istemiyor, sürekli bahane üretiyor veya kurumla ilgili güçlü bir isteksizlik gösteriyorsa nedenini anlamak gerekir.

Sorun arkadaş ortamı olabilir. Öğretmenle iletişim problemi yaşayabilir. Ders seviyesini çok zor veya çok kolay buluyor olabilir. Program okul yüküyle birlikte öğrenciyi aşırı yoruyor olabilir.

Velinin hemen “Dershaneyi sevmiyorsan değiştiririz.” demesi de “Kayıt olduk, mecbur gideceksin.” demesi de aceleci olabilir.

Önce problemin nereden kaynaklandığı anlaşılmalıdır.

Doğru kurum, öğrencinin yaşadığı uyum problemini dinlemeli ve mümkünse çözüm üretmeye çalışmalıdır.

Öğrencinin Dershaneyi Sevmesi Doğru Seçim Yaptığımızı Gösterir mi?

Önemli bir olumlu işarettir ancak tek başına yeterli değildir.

Öğrenci arkadaşlarını, öğretmenlerini ve ortamı çok seviyor olabilir. Bu, eğitime devamlılık açısından değerlidir. Fakat akademik takip zayıfsa yalnızca memnuniyet doğru eğitim sistemini garanti etmez.

Tersi de geçerlidir. Öğrenci ilk haftalarda yoğun programa alışmakta zorlanabilir fakat birkaç hafta sonra sistemin kendisine fayda sağladığını fark edebilir.

Bu nedenle öğrenci memnuniyeti, akademik gelişim ve takip sistemi birlikte değerlendirilmelidir.

En sağlıklı tablo; öğrencinin kendisini rahat hissettiği, öğretmenlerine ulaşabildiği ve aynı zamanda akademik olarak takip edildiği sistemdir.

11. Dershanede Öğrenciye Yalnızca Daha Fazla Ödev mi Veriliyor?

Bazı öğrenciler dershaneye başladıktan sonra bir anda çok büyük bir çalışma yüküyle karşılaşabilir. Kitaplar, ödevler, testler ve denemeler arttığı için dışarıdan bakıldığında ciddi bir çalışma sistemi oluşmuş gibi görünür.

Ancak ödev miktarı ile eğitim kalitesi aynı şey değildir.

Önemli olan öğrencinin neden o görevi yaptığıdır. Deneme sonucunda geometri eksiği tespit edilmişse geometri çalışmasının artması anlamlıdır. Öğrenci zaten güçlü olduğu bir konuda sürekli benzer sorular çözüyor ancak asıl eksiklerine zaman kalmıyorsa çalışma miktarı yüksek olsa bile program verimsiz olabilir.

Doğru program daha fazla işi değil, doğru işi yaptırmaya çalışmalıdır.

12. İlk Ayda Net Artışı Olmadıysa Yanlış Dershane mi Seçtik?

Hayır.

İlk 30 gün içerisinde net artışı görmek sevindirici olabilir ancak doğru kurum seçiminin temel ölçütü bu değildir. Öğrencinin konu eksikleri büyükse veya çalışma sistemi yeni kuruluyorsa netlerde belirgin yükseliş daha sonra ortaya çıkabilir.

İlk ayda daha önemli olan sinyaller vardır: Öğrencinin programı düzenli hâle geliyor mu? Eksikleri daha net belirleniyor mu? Yanlışlarını analiz etmeyi öğreniyor mu? Ders çalışma dağınıklığı azalıyor mu? Süre problemi gibi konular görünür hâle geldi mi?

Bazı gelişmeler önce çalışma davranışında, daha sonra netlerde ortaya çıkar.

Dolayısıyla veli ilk ay sonunda yalnızca toplam net karşılaştırması yapmamalıdır.

13. Net Düştüyse Hemen Endişelenmeli miyiz?

Tek bir deneme sonucu üzerinden hayır.

Yeni kurum, yeni deneme yayınları ve farklı soru seviyeleri nedeniyle öğrencinin sonuçlarında dalgalanma görülebilir. Ayrıca öğrencinin o günkü performansı ve denemenin zorluğu da sonucu etkileyebilir.

Asıl önemli olan kurumun net düşüşüne nasıl yaklaştığıdır.

“Daha çok çalış.” denilip geçiliyor mu?

Yoksa hangi dersin düştüğü, neden düştüğü ve bir sonraki çalışma planında neyin değişeceği değerlendiriliyor mu?

Doğru dershane kötü sonucu saklamaz veya büyütmez; anlamlandırır.

14. Veli İlk Ayda Düzenli Bilgi Alabiliyor mu?

Veli iletişimi özellikle LGS öğrencilerinde ve düzenli takibe ihtiyaç duyan YKS öğrencilerinde önemlidir. Ancak bu, velinin her gün çocuğunun kaç soru çözdüğünü öğrenmesi anlamına gelmemelidir.

İlk ayın sonunda veli en azından öğrencinin genel uyumu, program durumu ve belirgin akademik ihtiyaçları hakkında bilgi alabilmelidir.

Örneğin kurum “Gayet iyi gidiyor.” demek yerine “Programını büyük ölçüde uyguluyor fakat fizik çalışmalarını sürekli erteliyor; öğretmeniyle bu alana yönelik ek çalışma planladık.” diyebiliyorsa daha anlamlı bir takip vardır.

Veli iletişiminin değeri bilgi miktarında değil, bilginin niteliğindedir.

15. Veli Her Şeyi Kendisi Takip Etmek Zorunda mı?

Dershaneye kayıt yaptırılmasına rağmen veli hâlâ her gün ödev kontrol ediyor, hangi deneme yanlışının çalışılacağını belirliyor ve öğrenciye hangi derse çalışması gerektiğini söylüyorsa kurumun takip sisteminin rolü sorgulanabilir.

Elbette veli tamamen sürecin dışında kalmamalıdır. Ancak profesyonel bir eğitim sisteminin amaçlarından biri akademik takibin bütün yükünün aile üzerinde kalmamasıdır.

Özellikle daha önce sürekli “Ders çalıştın mı?” tartışması yaşayan ailelerde ilk ay sonunda veli ile öğrencinin rollerinde bir miktar rahatlama başlaması önemli bir olumlu işaret olabilir.

Rehber koç programı takip ediyor, branş öğretmenleri akademik eksikleri değerlendiriyor ve veli belirli aralıklarla gelişim hakkında bilgi alıyorsa roller daha sağlıklı ayrılır.

16. Öğrencinin Programında İlk Ayda Değişiklik Oldu mu?

İlk hazırlanan programın ilk 30 gün boyunca hiç değişmemesi mutlaka sorun değildir. Ancak yeni veriler ortaya çıktığı hâlde program hâlâ aynıysa dikkat edilmesi gerekir.

Örneğin ilk denemelerde öğrencinin Türkçede ciddi süre problemi olduğu görülmüş ancak çalışma programına hiçbir süreli Türkçe çalışması eklenmemiş olabilir.

Ya da matematikte düşünüldüğünden daha güçlü olduğu görülmesine rağmen haftalık çalışma zamanının büyük bölümü hâlâ matematiğe ayrılıyor olabilir.

Kişiye özgü eğitim sisteminde program öğrenciden gelen veriye tepki verebilmelidir.

Öğrenci hakkında yeni bilgi oluşuyor fakat program hiç değişmiyorsa kişiselleştirme sınırlı kalabilir.

17. Kurum Problemi Açıkça Söylüyor mu?

Doğru dershane yalnızca olumlu şeyler söyleyen kurum değildir.

Öğrencinin programı zayıfsa bunu veli ve öğrenciyle konuşabilmelidir. Akademik eksik varsa açıkça söylemelidir. Öğrenci dersleri sürekli erteliyorsa bu durum görünür hâle getirilmelidir.

“Her şey çok iyi.” cümlesi veliye rahatlatıcı gelebilir ancak gerçek bir problem varken söyleniyorsa öğrenciye fayda sağlamaz.

Velinin güven duyması gereken kurum, problemi büyütmeden fakat saklamadan anlatabilen ve ardından “Bunun için şunu yapacağız.” diyebilen kurumdur.

18. Öğrencinin Hedefi Konuşuldu mu?

Özellikle YKS hazırlığında öğrencinin hedefi çalışma programının yoğunluğunu ve stratejisini etkileyebilir. Öğrencinin hangi bölüm veya sıralama aralığını hedeflediği bilinmeden yalnızca genel ders programı yürütmek uzun vadede yetersiz kalabilir.

LGS öğrencisinde de hedef okul veya hedef aralığı öğrencinin mevcut seviyesiyle birlikte gerçekçi biçimde değerlendirilmelidir.

İlk ayda hedefin kesinleşmesi şart değildir. Ancak öğrencinin neden çalıştığı, hangi seviyeye ulaşmak istediği ve mevcut durumuyla hedefi arasındaki fark konuşulmaya başlanmalıdır.

Hedef öğrenciyi korkutan büyük bir rakam değil, çalışma planına yön veren referans olmalıdır.

19. Öğrencinin Güçlü Yönleri de Fark Ediliyor mu?

Öğrenci takibi yalnızca eksik aramak değildir.

Öğrencinin güçlü olduğu dersler, hızlı öğrendiği alanlar ve iyi uyguladığı çalışma davranışları da bilinmelidir. Çünkü programın tamamını sürekli eksikler üzerine kurmak öğrenciyi yorabilir.

Ayrıca öğrencinin güçlü olduğu bir ders için gereğinden fazla çalışma zamanı ayırması da önlenebilir. Bu süre daha fazla net artışı potansiyeli bulunan alanlara aktarılabilir.

İlk 30 gün sonunda iyi bir eğitim sistemi öğrencinin sadece “nerede kötü” olduğunu değil, nerede güçlü olduğunu da anlamaya başlamış olmalıdır.

20. İlk Ayın Sonunda İkinci Ay İçin Net Bir Plan Var mı?

İlk 30 günün sonunda en güçlü olumlu işaretlerden biri sonraki ay için öğrencinin önceliklerinin belli olmasıdır.

Örneğin matematikte iki temel konu eksiği kapatılacak, Türkçe süreli branş çalışmaları artırılacak ve fizik ödevlerinin uygulanması rehber koç tarafından daha yakından takip edilecek olabilir.

Bu plan öğrenciye de açıklanmışsa daha değerlidir. Çünkü öğrenci “Daha çok çalışmalıyım.” gibi belirsiz bir düşünce yerine hangi alanlarda ne yapacağını bilir.

İlk ay yalnızca geçmişi değerlendirmek için değil, sonraki dönemi daha doğru planlamak için kullanılmalıdır.

İlk 30 Günde Doğru Dershaneyi Seçtiğinizi Gösteren Güçlü İşaretler

Doğru bir başlangıçta öğrencinin seviyesi giderek daha net anlaşılır, çalışma programı oturmaya başlar ve öğrenci ne yapacağını bilir. Rehber koç öğrencinin çalışma davranışını tanımaya başlamış, branş öğretmenleri temel akademik ihtiyaçları fark etmiş ve deneme sonuçları yalnızca net olarak kalmayıp programa yansımıştır.

Öğrenci bir konuda zorlandığında kiminle görüşeceğini biliyor, soru sorabiliyor ve kurumda kendisini görünmez hissetmiyorsa bu da önemlidir. Veli ise her gün akademik takibin tamamını kendisi yapmak yerine çocuğunun bir sistem içerisinde takip edildiğine dair somut bilgi alabilmelidir.

Bunların tamamının 30 günde kusursuz biçimde oluşması gerekmez. Ancak sistemin bu yönde çalıştığı açıkça görülmelidir.

İlk 30 Günde Dikkat Edilmesi Gereken Uyarı İşaretleri

İlk ayın sonunda öğrenci hâlâ ne çalışacağını bilmiyor, bütün öğrenciler aynı programı uyguluyor ve deneme sonuçları yalnızca net olarak açıklanıyorsa takip sistemini sorgulamak gerekir.

Benzer şekilde rehber koç öğrenciyi tanımıyor, branş öğretmeni öğrencinin eksiklerinden habersiz, programın uygulanıp uygulanmadığını kimse kontrol etmiyor ve veli her akademik sorunu kendisi çözmek zorunda kalıyorsa kayıt sırasında anlatılan sistemle yaşanan deneyim arasında fark olabilir.

Bir başka önemli uyarı, öğrencinin yaşadığı problem karşısında kurumun sürekli genel cevap vermesidir. “Çalışması lazım.”, “Zamanla düzelir.” veya “Biraz daha soru çözsün.” gibi ifadeler her öğrenciye söylenebilir.

Daha güçlü eğitim yaklaşımı problemi ayrıntılı biçimde tanımlar ve hangi müdahalenin yapılacağını açıklar.

İlk Ayda Dershaneden Ayrılmak İçin Acele Edilmeli mi?

Her küçük sorun kurum değiştirme nedeni değildir. Yeni eğitim ortamına alışmak zaman alabilir. Öğrencinin yeni öğretmenlere, sınıfa ve çalışma temposuna uyum sağlaması birkaç hafta sürebilir.

İlk yapılması gereken şey kurumla açık biçimde konuşmaktır. Öğrenci belirli öğretmenle iletişim kuramıyorsa, program aşırı yoğunsa veya sınıf seviyesinin kendisine uygun olmadığını düşünüyorsa bu konu paylaşılmalıdır.

Asıl değerlendirilmesi gereken, kurumun probleme nasıl karşılık verdiğidir.

Sorunu dinliyor mu?

Verileri inceliyor mu?

Gerektiğinde değişiklik yapabiliyor mu?

Yoksa her geri bildirime savunmacı biçimde mi yaklaşıyor?

Bazen doğru kurumun en önemli göstergesi hiç sorun çıkmaması değil, sorun çıktığında çözüm üretebilmesidir.

Dershane Değiştirmeyi Ne Zaman Ciddi Biçimde Düşünmek Gerekebilir?

Öğrenci uzun süre sistem içerisinde görünmez kalıyorsa, kayıt sırasında söylenen temel hizmetler uygulanmıyorsa ve görüşmelere rağmen ciddi takip problemleri devam ediyorsa alternatifleri değerlendirmek mümkün olabilir.

Örneğin kişiye özgü program söylenmesine rağmen bütün öğrencilerin sürekli aynı programı uygulaması, düzenli rehberlik vaat edilmesine rağmen görüşmelerin yapılmaması veya birebir destek sisteminin gerçekte bulunmaması veli açısından önemli konulardır.

Ancak kurum değişikliği de öğrencinin sınav yılındaki düzenini etkileyebileceği için yalnızca anlık memnuniyetsizlikle yapılmamalıdır.

Sorun önce tanımlanmalı, kurumla konuşulmalı ve çözüm için makul bir süreç tanınmalıdır.

İzmir’de Dershane Seçerken İlk 30 Gün Garantisi Diye Bir Şey Var mı?

Her kurumun sözleşme ve kayıt koşulları farklı olabilir. Bu nedenle kayıt öncesinde iptal, cayma, ücret iadesi ve program değişikliği gibi koşulların açıkça öğrenilmesi gerekir.

Velinin “Nasıl olsa memnun kalmazsak çıkarız.” varsayımıyla sözleşmeyi okumadan kayıt yaptırması doğru değildir.

Ayrıca doğru dershane değerlendirmesi yalnızca çıkış kolaylığı üzerinden yapılmamalıdır. Daha önemli olan, kayıt öncesinde eğitim sisteminin olabildiğince iyi anlaşılması ve ilk haftalarda bu sistemin gerçekten uygulanıp uygulanmadığının takip edilmesidir.

İzmir’de Dershane Seçen Veliler İlk Ayda Hangi Soruları Sormalı?

Öğrencinin eğitim sistemini anlamak için velinin ilk ay sonunda kurumla yapacağı kısa bir görüşmede birkaç temel soruya cevap alması yeterli olabilir.

“Çocuğumun şu anda en güçlü ve en zayıf iki alanı nedir?”, “Programını ne ölçüde uyguluyor?”, “Son denemeden hangi sonucu çıkardınız?”, “Önümüzdeki ay hangi alanlara öncelik verilecek?” ve “Şu anda bizim veli olarak yapmamız gereken özel bir şey var mı?” soruları oldukça açıklayıcıdır.

Kurum bu sorulara öğrenciye özgü cevap verebiliyorsa öğrenciyi tanımaya başlamış demektir.

İzmir’de En İyi Dershaneyi İlk Ayda Nasıl Anlarsınız?

“İzmir’de en iyi dershane hangisi?” sorusuna herkes için geçerli tek bir kurum adıyla cevap vermek doğru değildir. Ancak öğrenciniz için doğru kurumu ilk ayda anlamanın oldukça somut yolları vardır.

İyi kurum yalnızca ders anlatmaz; öğrencinizin nasıl öğrendiğini görmeye başlar.

Yalnızca deneme yapmaz; deneme sonucunu yorumlar.

Yalnızca program vermez; programın uygulanıp uygulanmadığını takip eder.

Yalnızca eksik söyler; o eksik için ne yapılacağını da belirler.

Yalnızca veliye “Her şey iyi.” demez; gerektiğinde problemi açıkça anlatır.

Bu yaklaşım kurumun butik veya zincir olmasından daha önemli olabilir.

Özellikle İzmir’de YKS veya LGS dershanesi araştırırken doğru seçim, büyük ölçüde öğrencinin sistem içerisinde ne kadar görünür olduğu üzerinden değerlendirilebilir.

Maksimum VİP Akademi’de İlk 30 Gün Nasıl Değerlendirilmeli?

Maksimum VİP Akademi'nin kişiye özgü eğitim yaklaşımında öğrencinin yalnızca sınıfa devam etmesi değil, çalışma davranışının ve akademik gelişiminin takip edilmesi önem taşır.

İlk haftalarda öğrencinin başlangıç seviyesi, deneme sonuçları, program uygulaması ve branş bazındaki ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir. Rehber koç öğrencinin çalışma düzenini takip ederken branş öğretmenleri akademik sorunların kaynağını değerlendirebilir. Gerektiğinde programın değiştirilmesi veya birebir akademik desteğin belirli alanlara yönlendirilmesi mümkündür.

İlk 30 günün sonunda öğrenci hakkında daha fazla şey biliniyorsa ve bu bilgiler eğitim kararlarına dönüşmeye başlamışsa sistem işliyor demektir.

Maksimum VİP Akademi dahil herhangi bir kurumu değerlendirirken velinin temel ölçütü kurumun kendisini nasıl tanımladığı değil, bu yaklaşımın öğrencinin günlük eğitim deneyimine nasıl yansıdığı olmalıdır.

Veli İçin 30. Gün Kontrol Listesi

İlk ayın sonunda kendinize şu soruları sorun: Çocuğumun akademik seviyesi daha net biliniyor mu? Hangi derslerde sorun yaşadığı belirlendi mi? Kişisel bir çalışma düzeni oluştu mu? Programının uygulanması takip ediliyor mu? Rehber koç öğrencimi gerçekten tanıyor mu? Branş öğretmenleri temel eksiklerden haberdar mı? Deneme sonucu çalışma programını etkiledi mi?

Ayrıca öğrencinin soru sorabildiğinden, kurumda kendisini rahat hissettiğinden ve zorlandığı alanda nasıl destek alacağını bildiğinden emin olun. Veli olarak siz de bütün akademik takibi hâlâ tek başınıza yapıyor musunuz, yoksa kurum sürecin önemli bölümünü profesyonel biçimde üstlenmeye başladı mı?

Bu soruların çoğuna olumlu cevap verebiliyorsanız doğru bir eğitim sistemi içerisinde olduğunuzu gösteren güçlü işaretler bulunuyor demektir.

Sık Sorulan Sorular

Dershanenin iyi olduğunu kaç günde anlarız?

Kesin bir süre vermek mümkün değildir ancak ilk birkaç hafta önemli ipuçları sağlar. Yaklaşık ilk 30 gün içerisinde öğrencinin seviyesinin belirlenmesi, çalışma programının oluşması, rehberlik sisteminin devreye girmesi ve deneme sonuçlarının nasıl değerlendirildiği görülebilir.

İlk ayda net artmazsa dershane kötü müdür?

Hayır. Net artışı her öğrenci için aynı hızda gerçekleşmez. İlk ayda çalışma düzeninin oturması, eksiklerin belirlenmesi ve yanlış türlerinin azalması gibi gelişmeler netten önce ortaya çıkabilir.

Dershaneye başlayan öğrencinin neti neden düşebilir?

Yeni deneme yayınları, farklı soru düzeyi, geçici performans dalgalanması veya belirli derslerde yaşanan süre problemleri net düşüşüne neden olabilir. Tek bir deneme yerine birkaç haftalık eğilim değerlendirilmelidir.

İlk ayda rehber koç öğrenciyle kaç kez görüşmeli?

Herkes için geçerli tek bir sayı yoktur. Önemli olan görüşmelerin düzenli olması ve öğrencinin programı, deneme sonuçları ve çalışma davranışı hakkında somut takip yapılmasıdır.

Dershane öğrencinin programını takip etmeli mi?

Özellikle kişiye özgü eğitim ve rehber koçluk sunduğunu belirten kurumlarda programın yalnızca hazırlanması değil, uygulanmasının da takip edilmesi gerekir. Aksayan görevlerin nedenleri değerlendirilmelidir.

Öğrenci dershaneyi sevmiyorsa hemen değiştirmek gerekir mi?

Hayır. Öncelikle memnuniyetsizliğin nedeni anlaşılmalıdır. Öğretmen, sınıf, program yoğunluğu veya sosyal uyum gibi farklı nedenler olabilir. Kurumla görüşülerek çözüm imkânı değerlendirilmelidir.

Çocuğum dershaneyi seviyor ama çalışmıyor; doğru kurumda mıyız?

Öğrencinin kurumu sevmesi olumlu bir durumdur ancak çalışma programının uygulanması da önemlidir. Rehber koçluk ve öğrenci takip sisteminin bu davranışı fark edip etmediği değerlendirilmelidir.

Dershanede deneme analizi nasıl olmalı?

Yalnızca toplam net değil; ders bazındaki değişim, konu eksikleri, yanlış türleri, boşlar ve gerektiğinde süre problemleri değerlendirilmelidir. Analiz sonucunun sonraki çalışma programına yansıması gerekir.

İlk ayda öğrenciye birebir ders verilmesi şart mı?

Hayır. Her öğrencinin birebir derse ihtiyacı olmayabilir. Önemli olan belirli bir akademik eksik tespit edildiğinde kurumun hedefli destek sağlayabilecek bir sisteme sahip olmasıdır.

Dershane veliyi ne sıklıkla bilgilendirmeli?

Bu kurum modeline ve öğrencinin yaşına göre değişebilir. Ancak veli belirli aralıklarla öğrencinin programı, akademik gelişimi ve devam eden sorunları hakkında anlamlı bilgi alabilmelidir.

İlk ayda program değişmesi normal mi?

Evet. Öğrencinin ilk denemeleri ve öğretmen gözlemleri yeni bilgiler ortaya çıkarabilir. Kişiye özgü program bu verilere göre değiştirilebilir. Programın değişmesi her zaman başlangıçtaki planın yanlış olduğu anlamına gelmez.

Doğru dershane öğrencinin motivasyonunu artırır mı?

Doğru sistem öğrencinin ne yapacağını bilmesini, gelişimini görmesini ve akademik problemlerine çözüm bulmasını sağlayarak motivasyonu destekleyebilir. Ancak hiçbir kurum öğrencinin sürekli yüksek motivasyonda kalacağını garanti edemez.

Dershaneden memnun değilsek ilk olarak ne yapmalıyız?

Sorunu mümkün olduğunca somut biçimde belirleyip rehber koç veya kurum yönetimiyle görüşmek gerekir. “Memnun değiliz.” yerine “Program dört haftadır takip edilmiyor.” veya “Deneme sonuçlarından sonra hiçbir geri bildirim alamıyoruz.” gibi somut başlıklar çözümü kolaylaştırır.

İzmir’de iyi dershane nasıl anlaşılır?

Sınıf ve öğretmen kalitesinin yanında öğrencinin nasıl takip edildiğine bakılmalıdır. Program uygulaması, deneme analizi, rehber koçluk, branş öğretmeni değerlendirmesi ve gerektiğinde bireysel müdahale birbirine bağlı çalışmalıdır.

İzmir’de en iyi dershane ilk ayda nasıl anlaşılır?

Öğrencinizin kurumda görünür olup olmadığına bakın. Eğitim ekibi çocuğunuzun güçlü ve zayıf alanlarını tanımlayabiliyor, programını takip ediyor ve deneme verilerine göre somut müdahaleler yapabiliyorsa doğru seçim yaptığınızı gösteren önemli işaretler vardır.

Sonuç

Bir dershanenin öğrenci için doğru olup olmadığını yalnızca kayıt görüşmesindeki anlatımdan veya ilk denemedeki net değişiminden anlamak mümkün değildir. Doğru seçim, zaman içerisinde eğitim sisteminin öğrenci üzerinde nasıl çalıştığı görülerek anlaşılır.

İlk 30 gün bu nedenle önemli bir kontrol noktasıdır. Öğrencinin seviyesi daha net belirlenmiş, çalışma düzeni oluşmaya başlamış ve kurum öğrencinin güçlü ve zayıf yönlerini tanımış olmalıdır. Deneme sonuçları yalnızca açıklanmamalı; sonraki çalışma kararlarını etkilemelidir.

Rehber koç öğrencinin programını tanıyor, branş öğretmeni akademik sorunlarını fark ediyor ve gerektiğinde sistem öğrenciye göre değişebiliyorsa eğitim kişiselleşmeye başlamış demektir.

Velinin de bütün takip işini hâlâ tek başına yapmak zorunda kalmaması önemlidir. Çünkü profesyonel eğitim kurumunun önemli görevlerinden biri, öğrencinin akademik gelişimini sistemli biçimde izleyerek veliye anlamlı bilgi sunmaktır.

Maksimum VİP Akademi'nin kişiye özgü eğitim yaklaşımında da deneme analizi, rehber koçluk, branş öğretmeni değerlendirmesi, birebir akademik destek ve öğrencinin verilerine göre güncellenen çalışma programı aynı takip sisteminin parçaları olarak ele alınır.

Özellikle İzmir’de YKS veya LGS dershanesi seçen veliler için ilk ayın sonunda sorulacak en önemli soru şudur:

“Kurum çocuğuma ders vermeye mi başladı, yoksa çocuğumu gerçekten tanıyıp eğitimini ona göre yönetmeye mi başladı?”

İkinci soruya güçlü biçimde “Evet.” diyebiliyorsanız doğru dershaneyi seçtiğinizi gösteren en önemli işaretlerden birini görüyorsunuz demektir.

Emre ÇİĞDEM

Maksimum VİP Akademi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page